Mirasın hükmen reddine ilişkin davada TMK’nun 606. maddesinde belirtilen 3 aylık süre uygulanmaz
Mirasın hükmen reddine ilişkin davalarda husumet alacaklılara yöneltilir.
Mirasın hükmen reddine ilişkin davalarda yetkili mahkeme alacaklıların dava tarihindeki ikametgahı mahkemesidir.
Mirası hükmen reddine ilişkin davanın niteliği gereği yargılama giderinden davacı sorumlu tutulur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2019/1108 E. , 2020/252 K.
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 27/05/2011 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine bozma ilamına uyularak yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 29/11/2018 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
Davacılar vekili, 26.03.2008 tarihinde vefat eden …’nun terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, ilk olarak davanın reddine dair verilen hükmün, davacılar vekili tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 01.03.2016 tarih ve 2015/2779 Esas, 2016/2933 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak davanın kabulü ile mirasın hükmen reddine, davacı mirasçılar aleyhine yapılan … 2. İcra Müdürlüğünün 2008/13957 Esas sayılı icra dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, haciz işlemlerinin iptaline, maaş haciz kesintilerinin iadesine dair karar verilmiştir.
Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, TMK’nun 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanunu’nun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanununun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur.
Davanın kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurmaya yeterli değildir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. Kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekir.
Somut olayda,
1)Dosya incelemesinde … Vergi Dairesi Müdürlüğünden gelen yazı cevabında murise ait … plakalı aracın MTV borcu bulunduğunun beyan edildiğinden; yerel mahkemece murisin ölüm tarihi 26.03.2008 esas alınarak muris adına kayıtlı araç olup olmadığı ilgili emniyet müdürlüğünden sorulmadan, davacının terekeyi sahiplenme anlamına gelebilecek davranışlarda bulunup bulunmadığı araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
2-Ayrıca, yapılan araştırmalar sonucunda davacılar murisi …’nun ölüm tarihi itibariyle terekesinin borca batık olduğunun anlaşılması halinde TMK’nin 605/2. maddesi gereğince davacılar tarafından mirasın hükmen reddedildiğinin tespitine karar verilmesiyle yetinilmesi gerekir. Davacı mirasçılar aleyhine yapılan … 2. İcra Müdürlüğünün 2008/13957 Esas sayılı icra dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, haciz işlemlerinin iptaline, maaş haciz kesintilerinin iadesine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
3-Kabule göre de, mahkemece davanın niteliği gereği davalı-alacaklının, murisin terekesinin borca batık olduğunu bilmediği, bilmesinin mümkün olmadığı, yapılan yargılama sonrasında terekenin borca batık olup olmadığına karar verildiği göz önünde bulundurularak yargılama giderinden davalının değil davacıların sorumlu tutulması, davacılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Mahkemece, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmesi hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13.01.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.